|
ÖDEVLERİMİZ "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder" (Anayasa: Md. 12/2) Hak ve Hukuk Nedir?Hak kavramı, hukukun temel kavramlarından birisidir. Hak, adalete ve doğruluğa saygıyı temel alan bir ahlak ilkesidir. "Kişiye hukuk düzeni tarafından tanınmış yetki, özgürlük, olanak" şeklinde de tanımlanabilir. Kısaca hatırlayalım; Adalet: Kısaca, haklılık ve hakka uygunluktur. Öznel anlamda adalet herkesin hakkını tanıma konusunda değişmez ve kesin istektir. Nesnel anlamda adalet, karşıt çıkarlar arasında hakka (hukuka) uygun bir denkliktir. Hukuk: İnsan topluluklarında kişiler arasındaki ya da kişilerle devlet arasındaki ilişkileri düzenleyen ve uyulması devletin yaptırım gücüyle sağlanmış bulunan izin verici, düzenleyici ve yasaklayıcı davranış kurallarının bütününe "hukuk" adı verilir. Haklar, hukuk düzeninde çok çeşitli görünümlerde ortaya çıkar;O Yurttaşların devlete karşı sahip oldukları haklar var. Anayasa, özellikle ikinci kısmında, "temel haklar ve ödevler" başlığı altında, kişilere bu nitelikte haklar tanımış bulunuyor. Anayasa, Madde 12/1 hükmüne göre, "Herkes, kişiliğine bağlı, dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve hürriyetlere sahiptir." Bu haklar, yaşama hakkı, kişi dokunulmazlığı, düşünme ve inanç özgürlüğü, özel hayatın korunması, seyahat ve yerleşme özgürlüğü gibi kişisel; ailenin korunması, çalışma ve sözleşme özgürlüğü, sosyal güvenlik hakkı, öğrenimin sağlanması gibi sosyal ve ekonomik; vatandaşlık, seçme ve seçilme hakları, dilekçe hakkı, kamu hizmetlerine katılma hakkı gibi siyasal nitelikte haklardır. Bunlar dışında da, özel hukuktan doğan, kişilerin birbirlerine karşı sahip oldukları haklar mevcuttur. Toplumsal yaşantının ortaya çıkardığı ve bireyler arasında oluşan ilişkiler çok çeşitli görünümlerde olduğu için, bunlar da farklı biçimlerde ortaya çıkar. 1-"Mülkiyet hakkı" gibi, şeyler üzerinde sahibine bir tür egemenlik durumu yaratan ve herkese karşı ileri sürülebilen yetkiler söz konusudur. 2-Alacak hakları" gibi, yalnızca borçlusuna karşı ileri sürülebilen yetkiler vardı Hukuk düzeni; "fikir ve sanat ürünleri üzerindeki haklar", "ihtira ve icatlar üzerindeki haklar" ya da "ticari ad ve işaretler üzerindeki haklar" gibi, insan zekâ ve düşüncesinin yarattığı ürünler üzerinde yaratıcılarına yetkiler tanımıştır. 3-Kişilerin yaşamı, sağlığı, vücut bütünlüğü, sırlan, özel hayatı, haberleşmeleri, şeref ve haysiyeti, bilimsel ve mesleki kimliği, mali itibarı, toplum içindeki yeri gibi hususlardan oluşan maddi, manevi hatta ekonomik varlıkları 4-"Velayet" ya da "vesayet" gibi, genellikle aile içi yetkilerden doğan "başkasının kişiliği üzerindeki haklar" da mevcuttur. üzerindeki egemen durumlarından kaynaklanan, kendi "kişilik üzerindeki hakları" vardır. Devlete karşı haklar anayasayla hukuk düzeni tarafından tanınmış haklardır. Özel hukuktaki haklar, bir talanı hukuki işlemlerle tanınır ve kazanılır. Örneğin mülkiyet hakkı için öncelikle o hakka konu olacak şeyin (satın alma, bağışlanma ya da miras gibi yollarla) hukuka uygun bir şekilde kişiye geçmesi gerekir. Alacak hakkı için kişiler arasında bir sözleşme, bir akit, bir anlaşma, bir kontrat bulunmalıdır. Özel hukuktaki hakların sona erdirilmesi kişinin kendi iradesine bağlıdır. Ne var ki, ülkemizin tarihi gelişmesi nedeniyle olsa gerek, Medeni Kanun'un 23. maddesi şunu öngörür: "Kimse medeni haklardan ve onları kullanmaktan kısmen olsun feragat edemez." Hakkımızı Ararken MADDE 36: "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma adil yargılanma hakkına sahiptir." Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Hakkının ihlal edildiğini, hukuka aykırı bir eylem ya da işlemle karşı karşıya kaldığını düşünen veya iddia eden her kişi hakkını aramakta özgürdür. Ülkemizin hukuk sisteminde bu yollar yargı ve yasama organlarına yapılacak bir takım başvurular şeklinde düzenlenmiştir.Bir hukuki anlaşmazlık oluştuğunda sorunun çözümü için yargı mercilerine, yani mahkemelere başvururuz. Ülkemizde yürürlükte olan hukuk sistemine göre, kişiler arasındaki davalar ile yurttaş-devlet arasındaki davalara ayrı yargı yerlerinde ayrı usullerle bakılır. Buna göre, bir yanda genel yargı adı da verilen adli yargı, öte yanda da taraflardan en az birinin "devlet" olduğu idari yargı mevcuttur. Türk hukuk sisteminde haklarımızı aşağıdaki yollarla arayabiliriz: | YARGI YOLUNA BAŞVURU | | DİĞER KİŞİLERE KARŞI | İDAREYE (DEVLETE) KARŞI | | Hukuk Mahkemeleri | İdare ve Vergi Mahkemeleri | | Ceza Mahkemeleri | Danıştay | | YASAMA ORGANINA BAŞVURU | | Dilekçe Hakkı |
Mahkemesiz Çözebilir miyiz? Komşumuza, ev sahibimize ya da kiracımıza, eşimize, işverenimize ya da iş görenimize dava açmadan anlaşmazlıkları sağduyu temelinde çözmek amacıyla yeterli çaba gösterip göstermediğimizi kendimize sormakta yarar var. Böyle yaparsak zamandan, stresten ve paradan (mahkeme, avukat masraf demek değil midir?) tasarruf etme ihtimalini elimizin tersiyle itmemiş oluruz. Sözgelimi şunları yapabiliriz: 1-İletişim kurmak: Sorunun karşı tarafındaki özel ya da tüzel kişiyle iletişim kurmaya çalışabiliriz. Bu görüşmede kendimizi ifade etmeye ve karşı tarafı dinlemeye özen göstermemiz, konunun karşılıklı olarak enine boyuna ele alınması, olayın mahkemeye dökülmeden de çözülmesine yardımcı olabilir. 2-Sorunları ertelememek: Bir sorun çıktığında canımız sıkılabilir. Olayın üzerine gitmek yerine zamana bırakmaya eğilim gösteririz. Oysa ertelenen sorunlar katlanarak büyümez mi? 3-Mantıklı çözüm önermek: Sorunla ilgili olarak herhangi bir kişi ya da kurumla ilişkiye geçmeden önce söz konusu çatışmanın nasıl çözümlenmesi gerektiği üzerine düşünebiliriz. Duygularımıza gem vurup mantığımızı işletirsek, her iki tarafı da kazançlı çıkartacak çözümler üretebiliriz 4-Nezaketi elden bırakmamak: Bağırıp çağırma, suçlama, hakaret etme, ağız'a geleni söyleme hiçbir sorunu çözmez. Tam tersine, durumun daha da berbat bir hale gelmesine yol açar. Kendimizi ve çözüm önerimizi sakin ve nazik bir dille ifade ettiğimizde işin mahkemeye dökülmesi gerekmeyebilir de... 5-Kanıtlamak: Sorunun açıklığa kavuşmasını sağlayan ve talep ettiğimiz çözümü kanıtlayan her türlü belgeyi saklamakta yarar vardır. Kira kontratlarını, sözleşmeleri, garanti belgelerini, her türlü makbuz ve faturayı, hasarla ilgili fotoğrafları saklamışsak mahkemeye gitmeden çözümler üretebiliriz. Kayıt tutmak: Sorunumuzla ilgili herhangi birisiyle görüştüğümüzde, adını, ne zaman ve nerede görüştüğümüzü ve neler konuştuğumuzu bir yere kaydetmek yararlı olabilir, iletişimi mektupla sürdürüyorsak, dosyamıza kopyasını koymak; haklılığımızı destekleyecek belgenin orijinalini muhafaza edip fotokopisini göndermek gibi önlemler-Allah göstermesin-iş ileride mahkemeye düşerse, işimize yarar Anlaşmayı yazılı hale getirmek: Sorunumuzu çözmeyi başarırsak ve bulunan çözümün kâğıda dökülmesi yararlı olmaz mı? Anlaşmayı yazılı hale getirip taraf sayısı kadar orijinal kopya hazırlamak, herkesin imzalamasını sağlamak, olanaklı ise bu işlemi bir noter huzurunda gerçekleştirmek sadece bizi değil, karşı tarafı da rahatlatır. Dava Nasıl Açılır? Dava, dava dilekçesiyle (arzuhal) açılır. Mahkemede dava açan tarafa davacı kendisine dava açılan kişiye de davalı denir. Bu taraflardan birisi olan kişinin dava ehliyetine sahip olması gerekir.; bu, kendiniz ya da vekiliniz (avukatınız) aracılığıyla davacı ya da davalı olarak bir davanın gerektirdiği işlemleri yapabilme yeteneği olarak tanımlanıyor. Dilekçenin mahkeme kalemine kaydı tarihinde dava açılmış sayılır. Dava açılırken belirli bir harç ödenir, iki türlü harç vardır: Başvurma harcı ile karar ve ilam harcı. Başvurma harçları zamanla artsa da, miktarı bellidir. Karar ve ilam harçları ise davanın değerine göre belirlenir. Eğer davacıysanız başvurma harcının ya da karar ve ilam harcının dörtte birini davayı açarken ödemek zorundasınız. Dilekçeyi veren ve başvuru harcını ödeyen davacı olarak aynı zamanda dilekçenin davalıya iletilmesi için gereken posta ücretini vermeyi de unutmamak gerekiyor. İdari Mahkemeler Haksız yere başka bir yere atanan bir memursunuz; polisin kestiği trafik cezasını haksız buluyorsunuz; dükkânınıza ruhsat verilmemesi işleminin yasal olmadığını düşünüyorsunuz; arazinizin kamulaştırılmasına karşı çıkmak istiyorsunuz... Bu durumlarda idareye karşı idare Mahkemeleri'nde dava açabilirsiniz. Ancak dava yoluna gitmeden önce îdareye başvurarak işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi ya da yeni bir işlemin yapılması için haksız işlemin size yazılı olarak bildirildiği tarihten itibaren 60 gün içinde talepte bulunmayı ihmal etmeyin. Davayı açmadan önce haksız uygulamayı kaldırmak için işlemi yapan ya da yapmaktan kaçınan makamın bir üstüne başvurmak gerekir. Kaymakamlık ise, valiliğe, valilik ise içişleri Bakanlığı'na gibi... Belediye gibi üst makamı olmayan kurumlar söz konusuysa, yine o makama başvurmak gerekiyor. İdari davalarda duruşma ender olarak yapılır. Mahkeme davayı dosya üzerinde görür. Dosyanızın tam olması ve kanıtların iddianızı kesin bir şekilde desteklemesi hem sizin talebinizin geçerlilik kazanması hem de mahkemenin uzamaması açısından yararlı olur. - Bir idari işlemin hukuksal olarak ortadan kalkmasını istiyorsanız iptal davası açmalısınız. 60 gün içinde haksız işlemi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesine başvurmanız gerekiyor. Taşınmaz mallara ilişkin davalara bakacak yetkili mahkeme, bu taşınmaz malların bulunduğu yerin bağlı olduğu idare mahkemesidir. - Dava açsanız bile idarenin yapmış olduğu işlem yürümeye devam eder. Dava açılması sizin haksız bulduğunuz işlemi otomatik olarak durdurmaz, işlem ancak mahkemenin vereceği YÜRÜTMENİN DURDURULMASI kararıyla sona erdirilir. Eğer menfaatinize: veren işlemin derhal durdurulmasını istiyorsanız, dava dilekçesi sağ üst köşesine "yürütmeyi durdurma istemlidir" ibaresini koymalısınız. Şunu unutmayın: Mahkemenin yürütmeyi durdurma karan vermesi için: a) dava konusu işlem açıkça hukuka aykırı olmalıdır; b) bu işlem yüzünden telafisi güç, hatta imkânsız bir zararın oluşmakta olduğu açıkça kanıtlanmalıdır. - Bu kararın aleyhine 7 gün içinde Bölge idare Mahkemesi'ne itiraz edebilirsiniz. Bölge idare Mahkemesi'nin karan kesindir. Not:İdareye açılan davalar sürelidir. İdari işlemin size bildirildiği tarihten itibaren 60 gün içinde size herhangi bir yanıt gelmemişse, talebiniz reddedilmiş anlamına gelir. Dava açma süresi yeniden başlar.
|
|
|