İstanbul Avcılar’da polis yeleği giyen kişilerin bir eğlence mekanından bir kadını saçından sürükleyerek kaçırmasının görüntüleri herkesi çok üzdü. Dehşete düşürdü. Olayda tartışılacak birçok yön var. Eleştirilecek, sorgulanacak tutumlar yumağı. "Neden kimse müdahale etmedi" sorusundan başlayarak "bunlar nasıl insan"a kadar birçok soru geliyor insanın aklına. Ama doğrusu üçbeş sapıkın sahte polis yeleği giymesinden polisi ve polis teşkilatını suçlayıcı yaklaşımlar en az akla geleni. Ancak aklına gelenin geldi. Oktay Ekşi'nin Kanunsuz polis yazısı ile bizleri şaşkına çeviren bir eleştiri bombardımanı başladı.
Oktay Ekşi’nin yazısı sadece bende şaşkınlık yaratmadı, bazı haber kaynakları Oktay Ekşi polise savaş açtı şeklinde yorumladılar. Oktay Ekşi, usta bir gazeteci ona lafımız yok. Usta olduğu için de “kontrolsüz güç, güç değildir” mantığıyla kendi ideolojisinin tekelinde görmediği polis teşkilatını pasifize etmeye çalışıyor.
Yazısını "Celalettin Cerrah’ın korkunç bıyıkları ve polise kimlik soracak cesaretin kimsede olmadığı" üzerine kurgulamış. Bıyık konusu dışında yazının hiçbiryerinde hak veremedim. Belki niye kimse 155’i hemen arayıp olayı ihbar etmedi sorusunu sorsaydı daha inandırıcı olabilirdi. Ya da haberin medyada yer alış şeklini.
***
Oktay Ekşi’yi ve Sedat Ergin’i anlamakta zorluk çekiyorum doğrusu. İsmet Berkan’ı ve Radikal’i bir tarafa koyarsak Doğan grubu, pornografik yayınları gazetesine ve internet sitesinde yer vermekte sakınca görmeyen bir yayıncılık örneği sergiliyorlar. Başyazarları, kıdemli genel yayın yönetmenleri bir olayı eleştirirken sorumlu oldukları kurumların tutumlarına bakmıyorlar. Bir grup feminist kadının yaptığı Mediz çalışması medyada tecavüze özendirici yayınların yapıldığı apaçık ortaya koydu. Zaman başyazarı Ekrem Dumanlı, Üzmez’e neden yer vermedikleri sorusunu cevaplarken böyle gazetecilik olamayacağını çok açık bir şekilde dile getirdi. Oktay Ekşi, kendi gazetesi başta Avcılar’daki sapıkların, haydutların haberini yaparken, verdikleri polisiye ve pornografik detayların suçlulara yol göstereceğinin, bir anlamda suça eğilimli kişilerin kulağına karpuz suyu kaçıracağının farkında değil mi? Tabiî ki farkında… Amacı üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek. Akılları sıra polis teşkilatı başka bir ideolojinin etkisinde toptan hepsini silelim atalım pasifize edelim diyor. Herşeye ideolojik bakıyor. İşin güvenlik ve asayiş boyutunu hiç hesaba katmıyor. Bilmem bu sayın yazarın erkek olmasından mı hayattan kopuk yaşamasından mı kaynaklanıyor…
Polis sapıklara, insanları rahatsız etmemelerini hatırlatırken
“lütfen beyefendi bu hanımefendiyi bir daha takip etmeyin” dese
Sapık da
“Tabi tabi bir daha etmem siz merak etmeyin” deyip yoluna devam eder. Hatta cesaret alır.
Her mesleğin tabiatından gelen beden dili ve üslubu vardır. Polislerin üslubu suçluyu-suça eğilimli kişileri caydırmak üzerine kurulu. Bir bayan olarak görüntüleriyle, edalarıyla polislerimizin klasik tavrını devam ettirmelerinden yanayım.
Bu fikirlerimden polis teşkilatını kayıtsız şartsız savunduğum anlaşılmasın. Her kurum gibi çağın şartlarına, devletin halkla bütünleşme sürecine polislerin ayak uydurması gerekmektedir. Polis teşkilatındaki işkence (Engin Çeper hepimizin yüreğini sızlattı), rüşvet vs… sorunlar, toplumun eğitim özellikle de ruh eğitimi halloldukça kendiliğinden düzelecektir.
Uzmanlar, gazeteciler, fikir adamları polis teşkilatını ıslah etmek gibi iyi bir niyetten yola çıkarak suçluyu cesaretlendirip polisi pasifize etmemeli.
Unutmayalım ki akşam olunca evimizin yolunu tutabiliyorsak, henüz tecavüz ve gasp sıradanlaşmadıysa bunda azıcık maaşla ve büyük özveriyle çalışan polisimizin katkısı büyük. Morallerini bozmayalım.
Jülide Güncel
kadinhaberleri .net
görmek istediklerini görüyorlar basın'
Yazan:: haziş () Tarih: 19-12-2008 14:24